26. Eyl, 2015

ARGO KÜLTÜRÜ VE KÜFÜR

ARGO KÜLTÜRÜ VE KÜFÜR

Küçük çocukların en çok güldükleri popo, gaz çıkartma, dışkılama gibi şeylerdir.

Yaş, eğitim, bulunulan çevreye göre çocuk şekillendikçe ve utanma duygusu geliştikçe güldüğü ve konuştuğu şeyler değişir. Değişimle birlikte kullanılmayan bu ve benzeri konular ile gülmeler yerini başka alışkanlıklara devreder.

Yetişkinlerin kullandığı argoya baktığımızda aynen küçük çocukların kullandıkları cümlelere ve güldükleri konu içeriklerine yer verildiğini görürsünüz.

Söz meclisten dışarı; tuvalet yapma üzerine birçok küfür ve espri üretilmiştir. Üç yaşındaki bu beceri argo ve esprilerde otuz, altmış hatta ölüme kadar kullanılır. Aferin herkes tuvalet alışkanlığını edinmiş, en azından onu anlıyoruz! Kimisi tuvalete kimisi başka bir yere. Tuvalet ile ilgili gönderme yapıp, gülenlerin zeka seviyesi üç! Ya diğer yaş grupları için zeka ve utanma seviyesi? İkili ilişkiler üzerine yapılan espri ve edilen küfürler... Manevi değeri yüksek, dinlerin, insanlığın onayladığı ikili ilişkileri kötü hissedilen bir noktada hakaret olarak kullanmak! Konuşma yeteneği konusunda ya da kelime bulma konusunda duyulan sıkıntı, başa çıkamamazlık ve arkasından patlatılan bir argo ya da küfür: zayıf olanlar için bir çeşit joker ifade gibi...

Eğer sen onunla aynı fikirde değilsen, senle başa da çıkamıyorsa; iletişim dilinden de bir haberse, gelsin yerine JOKER İFADE!

En üzücü olan ise; aslında argoyu çok kullananların eğitim seviyesine bakıldığında lisans ve üstü olanlarda argonun özgüven belirtisi olarak karşımıza çıkması!

Argo ve küfür, eğer birey, sinirine nasıl hakim olacağını bilmiyorsa ve deşarj amacı ile kendi kendisine dile getiriyorsa yani şiddeti bir basamak düşürüyorsa, onaylanmasa da geçici bir çözüm olarak görülebilir... Ancak birey argo ve küfrü karşısında birisi varken kullanıyorsa, karşısındakinin sinir ve saldırganlık düzeyini arttırmaktan başka bir işe yaramaz.

Bireyler büyüme dönemlerinde, henüz çevresel faktörlerden etkilenmeden önce kişisel gelişim konularından haberdar edilir, argo kültürünü ve aslında bu kullanımların bireyin kalitesini düşürücü unsurlar olduğunu öğrenirlerse toplum içinde küçük düşecekleri düşüncesi ile argo ve küfürden uzaklaşırlar. Bu kodlamayı kendilerini takip eden nesillere de aktarırlar.

Kitap okuma alışkanlığı edinen çocuklar, konuştukları konular ve seçtikleri kelimeler bakımından daha seçici olurlar.

Birçok bilgisayar oyununun videosu oyun sırasında çekilmekte ve bu videolar pekçok çocuk, genç ve yetişkin tarafından takip edilmektedir. Konuşma ve yazma dilinde belirli bir kalite algısı oluşmuş bireyler, bu videolar sırasında geçen çoğunlukla birkaç kelimenin tekrarı olan şeyleri izler ve dinlerken sıkılmaktadır. Ancak alıcıları açık olan, ebeveynleri tarafından uyarılmamış ya da uyarılsa da izlemeye devam edenler için bu az sayıda kelime aynı zamanda çok sayıda tekrarın çok büyük zararını görürler. Çünkü bu kelimeler adeta beyinlerine kazınmaktadır. Aga, ulen, lan vs…

Argo dilini incelediğinizde pek çok anlamsız ifade, alakasız şeyler için kullanılmaktadır. Yani zeka ürünü şeyler olarak ve altında bir espri üretmek oldukça zordur.

Çok fazla argo ve küfre maruz kalan bireyler, yapılarına ters olsa dahi bir süre sonra duydukları bu kelime ve kullanılan ifadeler öyle alışılageldik halde olur ki; istemeseler de bu çarkın içine çekilmiş olurlar.

Sinir boşaltma işlemi olarak argo ve küfrü kullananlar için önerim “Öfke Kontrolü ve Stres Yönetimi” eğitimleridir. Böylece hem kendimizi hem de çevremizi daha kontrol altında tutabilir bir konuma yükseltmiş oluruz.

Evde, okulda, iş yerinde, çarşıda yani tüm iç ve dış çevrede aynı standartta konuşun. Unutmayın, farklı yerlerde farklı dil kullanırsanız bir gün mutlaka hiç olmayacak bir yerde, genel konuşma ya da esprinizin içinde o çevrenin duymasını istemediğiniz kelimeler ağzınızdan dökülüverir. Daima örneğin patron ya da genel müdürünüzün yanında nasıl konuşuyorsanız aynı kelime seçme standardını sürdürün. Yeri geldiğinde sizle ilgili “Sen…. şeklinde söylemişsin!” diyen olursa, “Hayır, bunlar benim tarzım değil!” diyebilirsiniz. Hatta bu görev size kalmaz, çevrenizdeki insanlar siz tanık olmasanız dahi sizin gönüllü koruyucularınız olarak, “Hayır, o asla böyle bir şey söylemez!” derler.

Kullandığımız kelimeler bizim elbisemizdir yani askımızdır. Biz karşıdan gelirken aslında kelimelerimiz yani dilimiz gelmektedir. Ne kadar sert bir üslubumuz, argomuz, küfrümüz varsa kişiler bizi genel olarak öyle algılar. Algıyı yaratmak kolaydır. İyi ya da kötü algıyı edinmemiz ilk görüldüğümüz andan itibaren maksimum sekiz saniyedir. Medyada ve siyasette olanlar, profesyonel desteklerinin çoğunu PR ve algı yönetimi için almaktadır. Bazıları bilinç dışı olarak iyi olarak algılanır. Çünkü gerçekten iyidir ve bu yüzüne, seçtiği kelimelere yansır. Bazıları daha farklı bir yapıdadır, profesyonel destekle iyileşir ya da kendisini gizler. Algıyı başta da söylediğim gibi iyi ya da kötü kazanmak çok kolaydır. Ancak bozulmuş bir algının değiştirilmesi, iyileştirilmesi için bazen profesyonel destek dahi yeterli gelmeyebilir. Yani o derecede zor ve önemli bir konudur. Siz genel olarak hoşa gitmeyen şekilde davranıyor, konuşuyor ve kelimelerinizi seçiyorsanız, o gün istediğiniz atraksiyonu yapın, yine sizi algılayacakları mod kötüdür.

Lütfen ruhunuzu ve çevrenizi kirletmeyin, kirlettirmeyin. Bu ve benzeri kullanımları olan bireylerin yaptığı espri ya da sözleri desteklemeyin, gülmeyin; onlara prim vermeyin. Sırf argo dilinde farklı anlamlara geldiği için bazı kelimeleri kullanmaktan geri kalmayın. Tam tersine Türk diline sahip çıkın, özellikle kullanılması gereken yerlerde mutlaka olması gerektiği gibi kelimeleri kullanın. Unutmayın o kelimeler Türk Kültürü’ne ait. Argo kültürünü daha doğrusu kültürsüzlüğünü, Türk Kültürü ve Türk Dili’nin üstünde düşünmeyin.

Sürekli gelişim için sizi olumlu geliştirebilecek kişi ve programları izlemeye devam edin...